Öğretmen tahtaya konuyu yazar, herkes kalemini alır ve ilk beş dakika boş sayfaya bakarak geçer. Tanıdık geldi mi? Bir kompozisyon yazarken asıl zorluk çoğu zaman fikir bulmak değil, o fikri üç parçaya doğru dağıtmaktır. Giriş neyi vaat edecek, gelişme bu vaadi nasıl dolduracak, sonuç okura ne bırakacak? Bu soruları yazmaya başlamadan cevaplarsanız sayfa kendiliğinden dolmaya başlar.
Aşağıda üç bölümü tek tek ele alıyoruz. Her adımda aynı konu üzerinden ilerleyeceğiz: okul kantininde paylaşmak. Böylece kuralları soyut bırakmadan, bir metnin cümle cümle nasıl büyüdüğünü görebilirsiniz. Tanımlara dönmek isterseniz yazı türünün temel özelliklerini anlatan rehbere göz atabilirsiniz.
Yazmadan Önce Beş Dakikalık Plan
Planı atlayan öğrenci genellikle gelişme bölümünde tıkanır. Neden? Çünkü girişte açtığı kapıyı nereye çıkaracağını bilmez.
Konuyu aldığınızda önce ana düşünceyi tek cümleyle yazın. “Okul kantininde paylaşmak” başlığı için bu cümle şöyle olabilir: Kantinde paylaşılan bir simit, çoğu zaman bir dersten daha fazlasını öğretir. Bu cümle sizin pusulanız. Sonra ana düşünceyi destekleyecek iki ya da üç fikir çıkarın ve her birinin yanına kısa bir örnek not edin.
- Ana düşünce: Paylaşmak, okulda arkadaşlığın en görünür hâli.
- Birinci destek: Harçlığı az olan öğrenci kendini dışlanmış hissetmez.
- İkinci destek: Paylaşan kişi de karşılığında güven kazanır.
- Kapanış fikri: Küçük bir davranış sınıfın havasını değiştirir.
Bu liste bitmiş bir metin değil. Yine de kâğıdın kenarına yazdığınız bu dört satır, kırk dakikalık sınavda sizi dağılmaktan korur.
Okuru İçeri Alan Bir Açılış Kurmak
Giriş Paragrafının Görevi
Giriş bölümü konuyu tanıtır ve okura bu metnin nereye gittiğini haber verir. Uzun olması gerekmez. Üç, en fazla beş cümle yeter. İlk cümle dikkat çekmeli, son cümle ise ana düşünceyi açıkça ortaya koymalı.
Öğrencilerin sık yaptığı hata, girişe konunun sözlük tanımıyla başlamak. “Paylaşmak, sahip olduğumuz bir şeyi başkasıyla bölüşmektir.” Doğru bir cümle, ama kimseyi okumaya davet etmiyor. Onun yerine bir sahne, bir soru ya da bir atasözü deneyin.
Mini Örnek: Kantin Kuyruğunda Başlayan Giriş
Teneffüs zili çaldığında kantinin önünde her gün aynı kalabalık oluşur. Bir gün kuyruğun sonunda, cebindeki bozuklukları tekrar tekrar sayan bir arkadaşımı fark ettim. Parası bir poğaçaya yetmiyordu. O an yanındaki çocuk, elindeki tostu ikiye bölüp uzattı. Kantinde paylaşılan bir lokmanın, bazen bir dersten daha fazlasını öğrettiğini o gün anladım.
Bu girişin neden işe yaradığına bakalım. Birinci cümle okuru mekâna yerleştiriyor. Ortadaki cümleler küçük bir gerilim kuruyor: para yetmiyor. Son cümle ise planın ilk satırındaki ana düşünceyi neredeyse aynen taşıyor. Okur artık yazının neyi savunacağını biliyor.
Gelişme Bölümünü Paragraflara Bölmek
Metnin gövdesi burası. Gelişme, girişte verdiğiniz sözü kanıtlarla, örneklerle ve açıklamalarla doldurur. Toplam yazının yarısından fazlasını bu bölüme ayırın.
Her Paragrafa Tek Bir Fikir
En sağlam yöntem, planınızdaki her destek fikri için ayrı bir paragraf açmak. Paragrafın ilk cümlesi o fikri söyler; sonraki cümleler onu açar, örnekler ve gerekirse bir karşı görüşe cevap verir. İki fikri tek paragrafa sıkıştırdığınızda okur hangisinin önemli olduğunu seçemez. Tek bir fikri üç paragrafa yaydığınızda da metin tekrara düşer.
Paragraflar arasında geçiş ifadeleri kullanın, ama hep aynılarını değil. “Öte yandan”, “bunun yanında”, “işin bir de şu tarafı var” gibi kalıplar metni akıcı kılar. Her paragrafa aynı bağlaçla başlamak ise okuru yorar.
Mini Örnek: İki Destek Paragrafı
Kantinde paylaşmanın ilk faydası, kimsenin kendini yalnız hissetmemesi. Her öğrencinin harçlığı aynı değil. Bazılarımız her teneffüste bir şey alabilirken bazılarımız haftada bir kez kuyruğa girebiliyor. Bölünen bir tost ya da uzatılan bir paket kraker, bu farkı bir anlığına ortadan kaldırıyor. Kimse “ben alamadım” diye köşede beklemiyor.
Paylaşmanın bir de veren tarafa dönen yüzü var. Geçen dönem sınıfımızdaki Elif, neredeyse her gün simidini yanındakilerle bölüyordu. Bir gün kendisi hastalanıp okula gelemediğinde, ders notlarını ona ilk ulaştıran da o arkadaşları oldu. Küçük bir iyilik, fark ettirmeden bir güven ağı örmüştü.
Dikkat ederseniz her paragraf planın bir satırına karşılık geliyor. İlki bir gözlemle, ikincisi somut bir olayla desteklenmiş. Gelişmede yalnızca genel yargılar sıralarsanız metin inandırıcılığını kaybeder; bir isim, bir gün, bir nesne eklediğiniz anda okur sahneyi gözünde canlandırır.
Gelişmede Kullanabileceğiniz Düşünceyi Geliştirme Yolları
- Örnekleme: Yaşadığınız ya da gözlemlediğiniz bir olayı anlatmak.
- Tanık gösterme: Bir yazarın, bilim insanının ya da bir atasözünün sözüne başvurmak.
- Karşılaştırma: Paylaşımın olduğu bir kantin ile herkesin kendi başına kaldığı bir kantini yan yana koymak.
- Sayısal veri: Sınıfınızda küçük bir anket yapıp sonucunu aktarmak.
Hepsini aynı metinde kullanmak zorunda değilsiniz. İki farklı yol seçmek bile gelişmeyi tek düzelikten kurtarır.
Akılda Kalan Bir Kapanış Yazmak
Sonuç Paragrafında Neler Olmalı
Sonuç bölümü yeni bir fikir açmaz. Girişteki ana düşünceyi, gelişmede topladığınız kanıtların ışığında yeniden söyler ve okura bir düşünce, bir dilek ya da bir çağrı bırakır. Kısa tutun. Gelişmedeki cümleleri kelimesi kelimesine tekrarlamak yerine aynı fikri farklı bir açıdan ifade edin.
Bir püf noktası daha var: girişte kurduğunuz sahneye geri dönün. Kuyrukta başlayan bir yazı kuyrukta bitince okur, çemberin kapandığını hisseder. Bu teknik kısa metinlerde özellikle iyi sonuç verir.
Mini Örnek: Kuyruğa Geri Dönen Kapanış
Ertesi gün kantinin önünde yine aynı kalabalık vardı. Bu kez kuyruğun sonundaki arkadaşım yalnız değildi; yanında tostunu bölen çocuk duruyordu. Belki ikisi de o günü çoktan unuttu. Ben ise okulda öğrendiğim en kalıcı şeyin bir formül değil, ikiye bölünmüş bir tost olduğunu düşünüyorum. Kantinde paylaşmayı alışkanlık hâline getirirsek teneffüsler hepimiz için biraz daha uzun, biraz daha sıcak geçer.
Son cümle okura hafif bir çağrı yapıyor, ama vaaz vermiyor. İlk cümle ise girişteki sahneyi hatırlatarak metni bütünlüyor.
Sınıf Düzeyine Göre Beklentiler Nasıl Değişir
Üç bölümlü yapı her kompozisyon için geçerli. Değişen şey, öğretmenin sizden beklediği derinlik.
Ortaokulda öğretmenler genellikle açık bir plan, düzgün paragraflar ve konuyla ilgili somut örnekler arar. Kantin konusu bu düzeye çok uygun, çünkü öğrenci malzemeyi kendi gününden çıkarabilir. Bu seviyeye uygun konular ve hazır metinler için ortaokul örneklerini inceleyebilirsiniz.
Lisede işin rengi değişir. Aynı konuyu yazan bir lise öğrencisinden paylaşmanın toplumsal boyutunu tartışması, belki dayanışma ile yardımseverlik arasındaki farkı ele alması, bir düşünürden yaptığı alıntıyla savını güçlendirmesi beklenir. Gelişme paragrafları uzar. Karşı görüşlere de yer açılır. Daha olgun örnekler için lise düzeyindeki metinlere bakabilirsiniz.
Teslim Etmeden Önce Kendinize Sorun
Kompozisyonunuzu bitirdiniz. Kâğıdı vermeden önce iki dakikanızı şu kontrollere ayırın:
- Girişin son cümlesi ana düşünceyi açıkça söylüyor mu?
- Gelişmedeki her paragraf tek bir fikre mi odaklanıyor?
- En az bir somut örnek, isim ya da olay kullandınız mı?
- Kapanış yeni bir konu açmadan girişle bağ kuruyor mu?
- Başlık ile metnin içeriği birbirini tutuyor mu?
Bu sorulardan birine “hayır” diyorsanız düzeltmek için hâlâ vaktiniz var. Çoğu zaman tek bir cümleyi değiştirmek bütün metnin dengesini kurtarır. Bir sonraki yazılıda kalemi aldığınızda boş sayfaya bakmak yerine önce o dört satırlık planı çıkarın, ardından ilk sahnenizi düşünün. Sayfanın gerisi o sahnenin peşinden gelir.

Yorumlar
İlk yorumu siz yazın.