Öğretmen tahtaya “En fazla bir sayfa” yazdığında çoğu öğrenci rahatlar. Az yazmak kolay görünür. Oysa kısa bir kompozisyon, uzun metnin bütün yükünü çok daha dar bir alanda taşımak zorunda kalır. Giriş, gelişme ve sonuç yine yerinde durmalı; fikir yine desteklenmeli; okur metni bitirdiğinde yine bir şey kazanmış olmalı. Fark şurada: gereksiz her cümle, zaten sınırlı olan alanı sizden çalar.
Aşağıdaki adımları 250 ile 400 kelime arasında kalan okul ödevleri için hazırladık. Amaç metni kısaltmak değil, yoğunlaştırmak.
Kısa Metin, Zayıf Fikir Anlamına Gelmez
Kısa yazılarda en sık görülen hata şu: öğrenci konuyu olduğu gibi bırakır, yalnızca cümle sayısını azaltır. Sonuçta her paragraf yüzeyde kalır ve hiçbir düşünce derinleşmez.
Bunun yerine konuyu daraltın. “Kitap okumanın faydaları” başlığı, üç yüz kelimeye sığmayacak kadar geniş. Hayal gücü, kelime hazinesi, dikkat, empati, genel kültür. Hepsini anlatmaya kalkarsanız her birine iki cümle düşer ve okur hiçbirine inanmaz. “Kitap okumak kelime hazinemi nasıl değiştirdi” dediğinizde ise tek bir düşünceyi baştan sona işleyebilir, örnek verebilir, gerekçe gösterebilirsiniz.
Temel yapıyla ilgili eksiğiniz varsa önce kompozisyon nedir sorusunun yanıtına göz atın. Yapı taşlarını bilmek, kısaltırken neyi feda edebileceğinizi görmenizi kolaylaştırır.
Tek Ana Düşünceyi Bir Cümleyle Yazın
Kaleme sarılmadan önce bir kâğıda tek bir cümle yazın. Bu cümle, metnin söylemek istediği şeyi taşımalı. Örneğin: “Sabah erken kalkmak günümü uzatmıyor ama sakinleştiriyor.” Böyle bir cümle hem net hem de tartışmaya açık.
Bu cümleyi pusula gibi kullanın. Yazının her paragrafı ona hizmet etmeli. Bir cümle yazdınız ve ana fikirle bağını kuramıyorsanız o cümleyi silin. Acımasız olun.
Ana fikri test etmenin üç yolu
- Cümleyi bir arkadaşınıza okuyun. İtiraz edebiliyorsa elinizde tartışılabilir, yani yazmaya değer bir fikir var.
- Cümleye “Neden?” diye sorun. En az iki güçlü yanıt bulabiliyorsanız gelişme bölümünüz hazır.
- Cümlede “her şey”, “herkes”, “hep” gibi kelimeler geçiyorsa konuyu biraz daha daraltın.
Kelime Bütçesini Bölümlere Paylaştırın
Kısa metinde plan yapmamak, parası sayılı bir alışverişte fiyat etiketlerine hiç bakmamaya benzer. Kasaya geldiğinizde yetmediğini fark edersiniz. Yazmaya başlamadan önce kelimeleri bölümlere dağıtın. 350 kelimelik bir ödev için şu oran işe yarar:
- Giriş: 50-60 kelime, yani üç ya da dört cümle.
- Gelişme: 220-240 kelime, iki paragraf.
- Sonuç: 50-60 kelime.
Gelişmeye neden bu kadar pay ayırdık? Çünkü fikri kalınlaştıran yer orası. Girişi uzatan öğrenciler, asıl söyleyeceklerine geldiklerinde yer bulamaz. Sonucu şişirenler ise gelişmede anlattıklarını farklı kelimelerle yeniden yazar.
Sayıları kâğıdın kenarına not edin. İlk taslağı bitirince kelimeleri sayın ve sapmaları düzeltin. Giriş seksen kelimeye çıkmışsa fazlalığı oradan kırpın, gelişmeden değil. Sınav gibi zamanın kısıtlı olduğu durumlarda bile bu dağılımı aklınızda tutmak, kalemi kâğıda koyduğunuz andan itibaren size bir harita verir.
Girişi Üç Cümlede Kurun
Kısa bir girişte “Bu konu çok önemli bir konu” gibi boş cümlelere yer yok. İlk cümle okuru yakalamalı. Bir soru, küçük bir sahne ya da şaşırtıcı bir gözlem iş görür.
İkinci cümle konuyu daraltır. Üçüncüsü ana fikri söyler. Bu kadar.
Bir örnek verelim: “Geçen kış kütüphanede bir kelimenin anlamını bilmediğim için bütün paragrafı üç kez okudum. O gün sözlüğü açtım ve bir daha kapatmadım. Kitap okumak, konuşurken aradığım kelimeyi bulmamı kolaylaştırdı.” Üç cümle, altmış kelimeden az. Okur hem sahneyi görüyor hem de yazının nereye gideceğini biliyor.
Gelişmede Her Paragrafa Tek Görev Verin
Gelişme bölümü iki paragraftan oluşuyorsa her birine ayrı bir destek verin. Birinci paragraf bir örnek anlatabilir, ikincisi bir karşılaştırma yapabilir. İkisi aynı şeyi farklı kelimelerle söylerse fikir incelir, çünkü okur ikinci paragrafta yeni bir şey öğrenmez.
Somut ayrıntı, soyut cümleden az yer kaplar
“Kitap okumak insanı geliştirir” cümlesi hiçbir şeyi kanıtlamaz. “Okuduğum romanda geçen mahcup kelimesini ertesi gün annemle konuşurken kullandım” cümlesi ise hem kısa hem ikna edici. Somut ayrıntı, üç soyut cümlenin yapamadığını tek başına yapar ve size yer kazandırır.
Atasözü ya da ünlü bir sözle destek vermek isterseniz yalnızca bir tane seçin. Onu mutlaka kendi örneğinize bağlayın. Tek başına bırakılan söz süs olarak kalır.
Bağlaçlarla yer kazanın
“Çünkü”, “bu yüzden”, “oysa”, “üstelik” gibi bağlaçlar iki ayrı cümleyi tek cümlede toplamanıza izin verir. Ancak dikkatli olun. Bir cümlede üç bağlaç varsa okur nefes alamaz, siz de düşüncenin ipini kaçırırsınız.
Sonucu Tekrara Değil, Bir Adım İleriye Ayırın
Kısa metnin sonunda gelişmeyi yeniden anlatmak, en değerli kelimeleri boşa harcamak demek. Onun yerine ana fikri bir adım öteye taşıyın. Bir öneri sunun, okura bir soru bırakın ya da girişteki sahneye geri dönün.
Girişte kütüphane sahnesiyle başladıysanız sonunda oraya dönün: “Artık kütüphanede sözlüğe daha az uzanıyorum. Kelimeler bana kendiliğinden geliyor.” İki cümle yeter. Okur çemberin kapandığını hisseder.
Sınıf Düzeyine Göre Uzunluğu Ayarlayın
Her yaş grubunda “kısa” aynı anlama gelmez. İlkokul öğrencisi için 150 kelime yeterli bir metin sayılabilir; lise öğrencisinden ise 350-400 kelime beklenir. Küçük yaştakiler için ana fikri tek bir anıya dayandırmak en kolay yol. Bu yaş grubuna uygun konu ve örnekler için ilkokul kompozisyonları sayfasını inceleyebilirsiniz.
Ortaokul ve lisede işler değişir. Öğretmen artık yalnızca düzgün cümle aramaz, fikrin gerekçelendirilmesini de ister. Bu düzeyde gelişme paragraflarından biri mutlaka “neden” sorusuna yanıt vermeli. Diğeri bir karşı görüşü kısaca ele alıp çürütebilir; bu, kısa bir metne bile olgun bir hava katar.
Taslağı Kısaltırken Neleri Silmelisiniz
İlk taslak neredeyse her zaman uzun çıkar. Bu çok normal. Kısaltma aşamasında şu sırayı izleyin:
- Ana fikri tekrarlayan cümleleri silin; bir kez söylemek yeter.
- “Bence”, “aslında”, “gerçekten”, “çok” gibi dolgu kelimelerini ayıklayın.
- Aynı anlamı taşıyan iki sıfattan birini bırakın.
- Edilgen yapıları etken yapıya çevirin; “tarafımdan okundu” yerine “okudum” yazın.
Bu dört adım çoğu zaman metni beşte bir oranında kısaltır ve fikre hiç dokunmaz. Geriye kalan cümleler daha sağlam durur.
Silinen cümlelere üzülmeyin. Bazen en sevdiğiniz cümle, metne en az katkı yapan cümle çıkabilir.
Örnek Metinlerle Çalışın
Kısa yazmayı öğrenmenin en hızlı yolu, iyi yazılmış kısa metinleri incelemek. Bir örnek seçin ve her cümlenin yanına görevini not edin: bu cümle ana fikri söylüyor, bu örnek veriyor, bu iki paragraf arasında köprü kuruyor. Görevi olmayan bir cümle bulursanız, deneyimli yazarların bile fazlalık bıraktığını görürsünüz. Bu tespit, kendi taslağınıza daha eleştirel bakmanızı sağlar.
Farklı konularda hazırlanmış metinleri kısa kompozisyon örnekleri arasında bulabilirsiniz. Birkaçını okuyun, kelime sayısını ve paragraf dağılımını karşılaştırın.
Sonra aynı konuda kendi metninizi yazın. Örneği kopyalamayın. Yalnızca iskeletini ödünç alın. Kendi anılarınızı, kendi gözlemlerinizi ve kendi cümlelerinizi o iskeletin üzerine yerleştirdiğinizde ortaya size ait, ölçülü ve dolu bir metin çıkar.
Teslim Etmeden Önce Metni Sesli Okuyun
Metni yüksek sesle okuyun. Nefesinizin yetmediği cümleyi bölün. Takıldığınız yerde okur da muhtemelen takılacak.
Ardından başlığa bakın. Başlık ana fikri çağrıştırıyor mu? “Kitap Okumak” yerine “Kelimelerim Kitaplardan Geldi” gibi daha dar bir başlık, metnin odağını ilk bakışta gösterir ve öğretmenin ilgisini daha ilk satırda çeker.
Vaktiniz varsa metni bir gece bekletin. Dinlenmiş gözler, yazarken göremediğiniz fazlalığı sabah hemen fark eder.

Yorumlar
İlk yorumu siz yazın.